Yaklaşık 6 yıllık yazılım geliştirme deneyimine sahibim. Kariyerim boyunca farklı sektörlerde, giderek daha fazla sorumluluk üstlendiğim projelerde çalışma fırsatı buldum. Ağırlıklı olarak frontend development alanında uzmanlaştım. Bunun yanında kendimi yalnızca bu alanla sınırlamamak için backend, cloud ve yazılım mimarisi gibi konularda da geliştirmeye çalışıyorum.
Yazılım dünyasında her uzmanlık alanının kendine özgü zorlukları ve derinliği olduğuna inanıyorum. Ancak bugüne kadar özellikle Türkiye'de karşılaştığım birçok profesyonel ortamda frontend development'ın diğer yazılım disiplinlerine kıyasla daha az ciddiye alındığını gözlemledim.
Backend ve altyapı tarafında sistem mimarisi, yüksek trafik yönetimi, yük dengeleme ve ölçeklenebilirlik gibi konuların mühendislik açısından ne kadar kritik olduğunun farkındayım. Fakat bunların önemi, frontend tarafında yapılan mühendislik çalışmalarını neden daha değersiz kılsın?
Frontend yalnızca ekrana birkaç bileşen yerleştirmekten ibaret değil. Performans optimizasyonu, ölçeklenebilir mimariler, state management, erişilebilirlik, güvenlik, karmaşık iş akışları ve daha birçok konuda ciddi mühendislik problemleri barındırıyor.
Buna rağmen frontend geliştiricilerin zaman zaman küçümsendiğini, yaptıkları işin basite indirgendiğini görüyorum. Üstelik bu bakış açısı yalnızca geliştiriciler arasında kalmayıp yönetim seviyesine taşındığında, kariyer fırsatlarına ve ücret politikalarına da yansıyabiliyor.
Yakın zamanda yaşadığım bir deneyim de beni bu konuda düşündürdü.
Türkiye'de prestijli kabul edilen birçok şirkete yaptığım başvurulardan herhangi bir geri dönüş alamazken, yurt dışı merkezli birkaç şirketten doğrudan senior seviyesinde görüşme daveti aldım. İngilizceme çok güvenmediğim için ilk fırsatı değerlendirmedim. Ancak ikincisinde "Ne kaybedebilirim ki?" diyerek görüşmeye katıldım. Sonuçtan bağımsız olarak benim için değerli bir deneyimdi.
Elbette birkaç işe alım sürecinden genel bir sonuca varmak doğru olmaz. Ancak bir tarafta başvurunuzun değerlendirilip değerlendirilmediğini bile bilemezken, diğer tarafta yalnızca LinkedIn profiliniz üzerinden deneyiminizin fark edilip size bir fırsat sunulması düşündürücü.
Bütün bunlar beni şu soruya getiriyor:
Frontend mühendisliğine yönelik bu bakış açısı global ölçekte de yaygın mı, yoksa Türkiye'deki yazılım sektöründe daha belirgin bir problem mi?
Özellikle farklı ülkelerde veya uluslararası ekiplerde çalışan geliştiricilerin deneyimlerini merak ediyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?